|
|
TÜRK – ERMENİ İLİŞKİLERİNDE ‘NEFRET’ UNSURU

18-06-2007
Uluslararası ilişkilerde duygulara yer verme eğilimi güçlü değildir. Kalıcı dostluk ve düşmanlıkların olamayacağı hemen her ekolün üzerinde mutabık kaldığı bir tespittir. Ancak Uluslararası İlişkiler Psikolojisi ve Sosyolojisi de son dönemde güçlenerek ilişkilerde duyguların ve bu duyguların kurumsallaşmasının da önemli olduğunu göstermektedir. Türk-Ermeni ilişkileri ise duyguların ne kadar güçlü olduğunu kanıtlayan en önemli alanlardan biridir:
***
Başbakan Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıl Lübnan’ı ziyaret ettiğinde onu bekleyen sürprizlerden biri de Ermenilerdi. Türkiye’nin Lübnan için oluşturulacak Birleşmiş Milletler (BM) gücüne katkı sağlaması görüşmeleri nedeniyle burada bulunan Başbakan Erdoğan’ı karşılayan Ermeni göstericiler ağızlarına gelen her türlü hakaret ve küfrü bu ziyaret esnasında sarfettiler. İngilizce olarak taşıdıkları pankartlarda Erdoğan’ın fotoğrafının hemen altında “Burada hayvanlar hoş karşılanmaz” (Animals are not Welcome) yazıyordu. Bu gösteride de, diğer birçok gösteride olduğu gibi, Türk bayrağını yakmak sıradan bir olay oldu.. Ne yazık ki bu pankartlar ve bayrak yakma konusunda Ermeni toplumunun ileri gelenleri hiçbir eleştiride bulunmadılar ve bu tür hakaretleri engellemeye de çalışmadılar.
|
|
|
SARKOZY TÜRKİYE'NİN AB HAYALLERİNİ SONA ERDİREBİLİR Mİ?

04-06-2007
Türkiye’de kimselerin umurunda değil sanki ama dünya basını Nicolas Sarkozy’nin Fransa’da Devlet Başkanı seçilmesinin en çok Türkiye’nin AB hayallerine darbe vuracağını belirtiyor. Örneğin İngiliz Daily Telegraph Sarkozy’nin Avrupa’nın sınırları konusunda bir bildirge yayınlaması için bastıracağını belirterek, "Bu adım, Ankara’nın AB hayaline fiilen son verir" yorumunu yapıyor. Fransız Liberation da, şimdilik bir veto olmayacağını iddia etse de, o da Türkiye ile krizin sadece ertelenebileceğini, ama kaçınılmaz olacağını ifade ediyor. Neredeyse tüm Avrupa basını Sarkozy’nin Avrupa politikasında Türkiye faslına değiniyor. Sarkozy’nin farkının en çok Türkiye konusunda ortaya çıkacağını vurguluyorlar.
Başbakan Tayyip Erdoğan dün Sarkozy’i telefonla aradı. Kendisi “benim derdim Türkiye ile değil, AB’nin genişlemesi ile” diyor. Diğer bir deyişle Türkiye’ye özel bir düşmanlığının olmadığını, sadece AB’nin yeterince genişlediğini, bu nedenle bir dinlenme ve sindirme süresine ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Fakat Sarkozy’nin Türkiye’ye büyük bir muhabbet beslemediğini dünya âlem biliyor. Almanya’da Türkiye’ye karşı şüpheci politikalar izleyen Merkel’in işbaşına gelmesinden sonra Fransa’da da Sarkozy’nin işbaşına gelişi iki ‘imtiyazlı ortaklık’ savunucusunun AB’nin zirvesine yerleşmesi anlamına geliyor.
|
|
|
|
|
|
ZİYARETÇİLER
|
      
01/01/2006'den itibaren |
|
|