GÜNDÜZ SUPHİ AKTAN'I KAYBETTİK...

19-11-2008
MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Suphi Aktan, kalp ve karaciğer yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.
Alınan bilgiye göre, yaklaşık 2 haftadır Ankara'da Akay Hastanesi'nde tedavi gören Aktan, gece vefat etti.
Aktan'ın, kalp rahatsızlığı nedeniyle hastane tedavi altında tutulduğu öğrenildi.
AKTAN'IN ÖZGEÇMİŞİ
Karabük'ün Safranbolu ilçesinde 7 Ağustos 1941'de doğan Aktan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Bir dönem İçişleri Bakanlığı'nda çalışan, Dışişleri Bakanlığı'nda Atina Büyükelçiliği, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye Temsilciliğinde Büyükelçilik, siyasi işlerden sorumlu Müsteşar Yardımcılığı ve Tokyo Büyükelçiliği görevlerinde bulunan Aktan, köşe yazarlığının yanı sıra çeşitli sivil toplum örgütlerinde başkanlık yaptı ve TOBB'un Başkanlık Dışişleri Danışmanlığı görevini yürüttü.
Ermeni meselesi ve Türk dış politikası ile ilgili birçok yazısı yayımlanan Aktan, geçen yıl yapılan genel seçimlerde MHP'den 23. Dönem İstanbul Milletvekili olarak TBMM'ye girdi. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Üyesi olan Aktan, evli ve 2 çocuk babasıydı.
|
|
|
İNSAFSIZLIĞIN ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ

20-02-2007
Hrant Dink'in katlinden sonra bir yandan Amerikan Dışişleri yetkilileri, öte yandan Ermenistan Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin bu fırsatı kullanmasını ve Ermenistan'la sınırını açarak ilişkilerini normalleştirmesini, 301'i kaldırarak tarihiyle yüzleşmesini istedi.
Amerikalılar, Türkiye'nin böyle adımlar atarak 'kendisine yardım etmesi' halinde, yönetimin Kongre'de Türkiye'yi daha kolay savunabileceğini söylüyorlar. Bu noktada, Dink'in öldürülmesiyle ortaya çıkan 'fırsatı', Türkiye'nin mi yoksa Ermenistan ile Amerika'nın mı kullanmak istediği konusunda tereddütler doğuyor.
Türkiye, diplomatik ilişkiler kurmasa da, Ermenistan'ı tanıyor. Gerektiğinde ikili temaslar da yapıyor. Türk-Ermeni sınırı 'kapalı', ama yılda 4 bin TIR Gürcistan yoluyla Ermenistan'a mal taşıyor. Böylece Türkiye, Ermenistan'ın ikinci büyük ticaret ortağı oluyor. 60-70 bin Ermeni, Türkiye'de yasadışı çalışıyor. İstanbul'a ve Antalya'ya uçak seferleri devam ediyor vb.
|
|
|
MİLLİYETÇİ-IRKÇI

20-02-2007
Hrant Dink cinayetinden sonra liberal 'aydınlar', milliyetçileri ırkçılıkla itham ediyor. Kamplar kutuplaşırken, kendilerinin demokrat, iyi, ileri, barışçı, milliyetçilerinse despotik, kötü, barbar, geri olduğunu kanıtlamaya çalışıyor gibiler.
Bu çabalar boşuna. Kendisini milliyetçi gören ve liberaller dahil bazı kesimlerin vatana, millete ve devlete ihanet ettiğine inananlar için, karşı taraftan gelen ithamların bir etkisi olmaz. Olsa olsa nefretleri artar.
Zaten ırkçılık ithamı da yanlış. BM sekretaryasının 1991'de hazırladığı raporda, Yahudi soykırımından 40 yıl geçmeden Avrupa'da ırkçılığın yine baş gösterdiği; bu kez, farklı kültürden olanların ayrı yaşamalarını savunan 'kültürel görecelik' kavramı arkasına saklandığı açıklanıyor. BM insan hakları alt-komisyonunun kabul ettiği 1991/2 sayılı kararda ırkçı şiddetin Kuzey Amerika ve Avrupa'da görüldüğü belirtiliyor. İnsan Hakları Komisyonu'nun 1993/20 sayılı kararındaysa bu coğrafi alan tüm gelişmiş ülkeleri yani Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya'yı kapsayacak şekilde genişletiliyor.
|
|
|
BİR ÖLÜM (1)

06-02-2007
Hrant Dink'in öldürülmesi yakınları için trajik, Türkiye için çok vahim bir olay. Bu olayı toplumun içinde bulunduğu durumu anlamak için çok iyi irdelemeliyiz. Hrant Dink, TBMM'nin bir gayriresmi toplantısında, açığa çok yakın biçimde söylediği gibi, 1915 olaylarının bir soykırım olduğuna inanıyordu. Ama Batılı ülkelerin Ermenileri kendi amaçları için kullanmış olduklarını ve AB üyelik sürecinde tekrar kullanmalarının sakıncalarını da açıkça söylüyordu.
On binler Hrant Dink'in soykırım görüşünü biliyor olmalarına rağmen cenazesine katıldılar. Önemli olan fikir farkları değildi.
Bir insan öldürülmüştü. Kabul edilemez olan buydu. Toplum, acı bir olay vesilesiyle de olsa, ulaştığı olgunluk düzeyini gösterdi.
Cenazede 'Biz Ermeniyiz' veya 'Hrant Dink'iz' pankartlarını taşıyanların Ermeni olmadıkları açık. Olsalardı bunu ayrıca belirtmeleri gerekmezdi. Ama 'Biz Ermeniyiz' demekle, örneğin 'Biz Filistinliyiz' demek arasındaki farkı da göz ardı etmemeliyiz. Bizim Filistinlileri ya da başka bir grubu değil, Ermenileri soykırıma uğrattığımız iddia ediliyor.
RADİKAL
|
|
|
ARTIK ÇOK FARKLI

21-11-2006
14 Kasım Salı günü TBMM Bütçe Plan Komisyonu'nda Dışişleri bütçesi görüşülürken Sn. Gül, Ermeni sorununun çözümü için hukuk yoluna gidebileceğimizi söyledi. Sn. Şükrü Elekdağ'ın konuşmasını takiben tahkimin de düşünülebileceğini belirtti. Böylece çok önemli bir dış politika konusunda partiler üstü bir mutabakat hasıl oldu. Ya da daha önce Sn. Başbakan'ın önerdiği ortak tarihçiler komisyonu vesilesiyle ortaya çıkan uzlaşı, bugün çok daha kritik bir adım dolayısıyla teyit edildi.
BM Yasası 33. maddesi uluslararası ihtilafların barışçı çözümünün yollarını belirtiyor. Türkiye, Ermeni sorununda tahkim ve yargıya da razı olarak, bu maddedeki tüm yöntemleri kabul etmiş oldu.
|
|
|
|
Arsivler >>
|
|
ZİYARETÇİLER
|
      
01/01/2006'den itibaren |
|